Dijital ve Hibrit Etkinlikler

Zorlu PSM, Digilogue ve İKSV işbirliğinde düzenlenen Gelecek Anlatıcıları diyalog serisi “Toplumsal Dönüşüm ve Yaratıcı Endüstriler” başlığı altında düzenlediği webinar’larda profesyonelleri bir araya getirerek şeffaf bir diyalog alanı yaratmayı, yaratıcı endüstrilerdeki aktörleri buluşturmayı, kurumlar arası insani diyaloglara alan açmayı ve destek ağları örmeyi hedefliyor.

Location

Digilogue Zoom & Zorlu PSM Youtube

Date

15 Eylül 2020

Tags

Gelecek Anlatıcıları webinar serisinin Dijital ve Hibrit Etkinlikler konulu beşinci ve sonuncu oturumu 15 Eylül saat 15:00-16:30 arasında Zorlu PSM’den Merve Karaçöl moderatörlüğünde, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Koordinatör ve Başkan Danışmanı Cemal Beyazıt, Illusionist Digital Arts Studio Kurucusu Ahmet Gürbüz, Jules Verne Kreatif Projeler ve Organizasyonlar Müdürü Altan Şengül, I-Mice Dernek başkanı Hüseyin Kurt, Kapital Medya Pazarlama Direktörü Birce Güler ve HeyMo The Experience Design Company CEO’su Egemen Özcan katılımıyla gerçekleştirildi. Oturumun işaret dilinde aktarımı Berrak Fırat tarafından eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Panelin raporunu link üzerinden inceleyebilir ve konuşmanın tamamını  Youtube kanalımız üzerinden izleyebilirsiniz.

Gelecek Anlatıcıları’nın beşinci oturumu pandemi ile birlikte çatkapı gelen zorunlu değişiklikler ve  koşullara, bu yasaklar dünyasında online ve hibrit etkinliklere en çabuk adapte olabilen sektörlerden bir tanesinin, panel konferans, toplantı, etkinlik (MICE) sektörünün yeni dinamiklerini, beraberinde gelişen ileriye dönük tüketici beklentilerini ve etkinlik sektörünün gelecek tahminlerini ele alıyor.

Reklam, moda, turizm, oyun gibi kültür endüstrilerinden içerik desteği alan ancak ana akım sektörlerle de bir hayli iç içe olan bu yaratıcı endüstri için geçtiğimiz aylar zorlayıcı olmanın yanı sıra oldukça öğretici ve ilham verici de oluyor. Sektör elindeki verileri ekonomik sürdürülebilirlik üzerinden yeniden değerlendirmeye alıyor ve içeriğe odaklanarak kapalı kaldığı dönemde dijital olarak benzersiz faydalar sunmanın peşine düşüyor.

Panelistler

Responsive image

Merve Karaçöl

Kurumsal Satış Müdürü

Boğaziçi Üniversitesi Turizm İşletmeciliği bölümü mezunu olan Merve Karaçöl, 10 seneden fazla bir süredir başta kongre ve toplantı sektörleri olmak üzere etkinlik ve mekan yöneticiliği yapmaktadır. Turizmin çeşitli kollarında görev aldıktan sonra Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’ında kongre, etkinlik ve fuar satışları hususunda uzmanlaşmış olup, çeşitli görevlerde yer alarak ulusal ve uluslararası platformlarda ülkesini ve kurumunu temsil etme şansı yakalamıştır. Uluslararası Ekonomi ve Politik üzerine yaptığı yüksek lisansları ile sektörün ulusal ve global düzeyde büyümesine dair İngiltere ve Türkiye’de çalışmalar sürdürmüştür. Ocak 2019’dan beri Zorlu PSM’nin mekan ve etkinlik alanlarının kurumsal satışından sorumludur.

Ahmet Gürbüz

ILLUSIONIST; 2011 yılında kurulmuş multi-disipliner bir bütün içinde sanat, tasarım ve teknoloji konularında yetkin genç profesyonelleri barındıran bir multimedya üretim şirketi. Video, animasyon, ışık ve sesi birleştiren multimedya çözümleri yaratan Illusionist, izleyiciye iletişim stratjesine uygun olarak eşsiz bir deneyim sunar. Video mapping, açılış kapanış seremonileri, ödül törenleri, sahne sanatları, stadyum ölçekli işler, dijital müze ve deneyimleme alanları, AR,VR, hologram, Kinetic lights, motion capture gibi geniş bir hizmet yelpazesi ile sanatsal mükemmellikle son teknolojiyi birleştirir.

Responsive image
Responsive image

Cemal Bayazıt

İTKİB Destek A.Ş. Kurucu Üyesi

Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra 1987’de İTKİB’de başlayan iş hayatıma Genel Sekreter Yardımcılığı pozisyonumun yanında İTKİB’in iştiraklerinde de çeşitli görevler alarak devam ettim. 2014 yılından itibaren ise İHKİB bünyesinde iştiraklerden sorumlu koordinatör ve başkan danışmanı olarak görev yapmaktayım. Ağırlıklı olarak AB projelerini, KOZA yarışmasını ve moda haftası çalışmalarını İHKİB adına yürütmekteyim.

Birce Güler

Kapital Medya, Pazarlama Direktörü

Birce Güler kariyeri boyunca, etkinlik ve iletişim sektöründe pazarlama ile ilgili rollerde deneyim kazandı. İş dünyasında çeşitli alanlara yönelik içerik markalarını bünyesinde bulunduran Kapital Medya’da yedi yıl boyunca Etkinlik Direktörü olarak görev yaptı. 2016-2018 yılları arasında, Türkiye’nin önde gelen hızlandırıcı ve yatırım şirketi Etohum’da ve ardından erken aşama teknoloji tohum fonu olan StartersHub’da Pazarlama Müdürü olarak çalıştı. 2018 yılında Pazarlama Direktörü olarak Kapital Medya’ya geri döndü ve şu anda Brand Week Istanbul başta olmak üzere çeşitli etkinlik ve projelerin organizasyonları ile pazarlamasından sorumlu.

Responsive image
Responsive image

Hüseyin Kurt

TURSAB Yönetim Kurulu Üyesi

Oliva MICE kurucu ortağıyım. Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği (I-MICE) başkanlığını yürütüyorum. Türsab yönetim kurulu üyesi ve MICE İhtisas Başkanıyım.

Egemen Özcan

CEO & Kurucu HeyMo ® The Experience Design Company

Egemen Özcan, deneyim tasarımı ve etkinlik pazarlaması alanında 20 senelik tecrübeye sahip bir yöneticidir. Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunu olan Özcan, 2017 senesinde kurduğu HeyMo The Experience Design Company ile Türkiye, MENA ve Avrupa bölgesinde faaliyet göstermekte ve lider markalara hizmet vermektedir. HeyMo, dünyanın önemli iletişim gruplarından olan TBWA Group çatısı altında yer almaktadır ve son senelerde nitelikli yarışmalardan Yılın Ajansı, Yılın Start-Up’ı, Yılın Etkinliği, Yılın Yaratıcı Takımı ödüllerinin sahibidir.

Responsive image

Videos

 

Turizm gelirlerinin %30 payına sahip, senede yaklaşık 9 milyar $ gelir yaratan, 50’den fazla yan sektör ile, 120 binden fazla çalışanı ekosisteminde barındıran etkinlik endüstrisi pandemi patlak verdiği anda üzerine düşen ağır sorumluluğu ilk günden alarak aktivitelerini durduruyor. Belirsiz pandemi ikliminde ekonomik hayata belki de en son dönecek olan sektör dijital ve hibrit çözümler ile varlığını idame ettiriyor.

Defilede Demokratikleşme: İstanbul Moda Haftası’nın Dijital Evrimi

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Moda Tasarımcıları Derneği, İstanbul Moda Akademisi ve Birleşmiş Markalar Temsilciği paydaşlığında düzenlenen İstanbul Fashion Week bu sene Türkiye’nin ilk dijital moda haftası olarak evrimleşiyor. Bu evrim aslında çok daha öncesinden planan ve ani gelişmelerle erken doğmak zorunda kalmış bir projenin eseri.

Hazır giyim konusunda Avrupa Birliği’nin ikinci büyük tedarikçisi, global tedarikte ise 5 ve 6. sıralarda önde yer alan Türkiye için bu sektör şüphesiz ekonomisinin önemli damarlarından sayılıyor. Son 2-3 yıldır toplam 18 milyar dolar ihracat yapılan hazır giyim endüstrisi bu rakamları orta ve uzun vadede 30-60 milyar dolar gibi çıtalara çıkartmak için yaptığı strateji çalışmasında hibrit ve dijital etkinleri ele alıyor. Biricik Türk markaları oluşturmak, global tanıtım, algı yönetimi, lobicilik, tasarımcı-endüstri modeli işbirliği, dijital tedarik zinciri, üretimin yeniden yapılandırılması gibi ana maddelerin belirlendiği strateji çalışmasının ardından AB tarafından desteklenen “Tasarımdan Üretime Dijitalleşme” konulu bir deneyim merkezi oluşturuluyor. Yol haritasında dijital için belirlenen tarih  2021 olsa da pandemi yasaklarının bir sonucu olarak İstanbul Fashion Week 12-16 Ekim 2020 tarihleri arasında ilk dijital etkinliğini gerçekleştiriyor.

Fiziksel kurgusu gereği ayrıcalıklı bir alan olan, ön sıralarda var olma kavgası yaşanan moda haftalarının kaderi dijital ortama taşınmalarıyla değişiyor mu? Normalde 5 gün boyunca 20.000 kişilik bir izleyici kitlesini ağırlayabilen organizasyon, bu sene yalnızca ilk gün ilk saatlerinde 60.000 kişiye ulaşarak dijital ortamda moda profesyonelleri ve satın almacıların ötesinde dünyanın her yerinden sınırsız bir katılıma açılıyor. 14:30’da başlayan bir defilenin tüm dünyada ve tüm mecralarda canlı yayında kritikleri yapılıyor, defile saatlerini kaçıranlar için akşam yeniden izleme şansı sunuluyor. Deneyime tekil erişimin dijitalle çoğaltılması moda profesyonelleri ve satın almacıların karar verme süreçlerinde derinleşmesine sebep oluyor.

Demokratikleşmeye dair bu farkındalık dijital moda haftalarının gelecekte tekrarlayacağının sinyallerini verse de camdan cama olan görüşmeler fiziksel etkinliklerinin candan cana olan kısmını, insani etkileşimleri telafi edemiyor.

Dışarıdan düşük maliyetli ve hızlı görünen dijital etkinlik ise aslında çekim mekanları, tanıtım filmleri, influencerlar ve yurtdışı mecralarla birlikte dallanıp budaklanan birçok yeni masraf ve iş kalemini beraberinde getiriyor.

Vogue Runway, Business of Fashion ve Joor gibi platformda da kendisine yer bulan İstanbul Fashion Week için bu uluslararası tanınma ekosistemin korunması, büyümesi ve devamlılığının sağlanması için önemli bir işleve sahip. Moda haftasında gösterilen koleksiyonların en değerli çıktısı satış rakamlarındaki dönüşümler. Türkiye’de hazır giyim endüstrisinde 13 dolar civarındaki kg birim fiyatların moda ve tasarım kaldıraç olarak kullanılarak 2-3 katına çıkarılması hedefleniyor. Bu sene dijital moda haftasında yer alan 30 Türk tasarımcının tamamı 8500 markanın ve 200.000 alıcının olduğu sanal satış platformu Joor’da 1 sene boyunca sanal showroomlarında ürünlerini sergileyip sipariş alabileceği bir alana sahip. Yüksek erişimi ve sahip olduğu küresel showroom ile oldukça başarılı bir dijitalleşme evresi geçiren İstanbul Fashion Week için her şey normale döndüğünde formül hibrit modeller olacak gibi gözüküyor.

“Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk var”: Etkinlik sektörü pandemiden birlikte üreterek çıkacak

Daha önce Alice müzikalindeki uygulamalarında sahne üzerinde fiziken gerçekleşen bir akışa dijital entegrasyon eklenerek deneyimin daha da arttırdığı, yaratıcı endüstriler ile dijital dünyanın entegrasyonun başarı ile gerçekleştirdiği bir örneğe imza atan Illusionist Digital Arts Studio Kurucusu Ahmet Gürbüz de pandemiyi bir katalizör olarak görüyor.   Halihazırda denenen hibrit ve sanal etkinlikler için pandemi hızlı, rahat ve öğretici bir adaptasyon süreci yaratıyor. Olağanüstü koşulların yarattığı kopuş aslında bir kopuştan ziyade birleşmeyi gösteriyor çünkü pandemiyi birlikte atlatan dijital sanatlar ve etkinlik sektörü gelecekte sık sık hibrit etkinliklerde buluşacak. Daha öncesinde hep belli ve dar bir demografik kitleyi ağırlayan etkinlikler de dijitalleşme ve erişimin artmasıyla birlikte yavaş yavaş kamusal etkinliklere doğru yol alıyor. Bu çeşitliliğe uygun olarak üretim yapma ihtiyacı doğuyor.

Etkinlik sektörü gibi çok çabuk vites değiştiren ve süratle ilerleyen bir alan için aniden bütün dünyanın durması üretmek için güzel bir zaman yaratıyor ancak herkesin evine çekildiği bu dönemde bir ekip halinde, multidisipliner bir yapıda üretmenin gerekliliği yeniden hatırlanıyor. Müzik bestecileri, performans sanatçıları, koreograflar.. Etkinlik sektörünün mutfak tarafı oldukça multidisipliner ve pandemi sürecinde biriken deneyimler ve know-how pandemi sonrasında ekiplerin interdisipliner üretime geçmesi gerekiyor. Farklı disiplinlerden insanların işbirliği ve dayanışması zor zamanların tek reçetesi gibi görünüyor. Her şeyin güllük gülistanlık olacağı ütopyalarda dahil büyük projeleri başarmak için aktörlerin kendilerinden daha büyük yapıların içinde olması gerekiyor. İnterdisipliner yapısı sayesinde başarıyla uygulanan bir proje örneği 2017 yılında dünyanın ilk live hologram talk show’u olarak Arçelik için kurgulanan robot Çelik ve Cem Yılmaz’ın show’u.. Etkinlik sektörü için daha büyük ve daha etkileyici işler yapmanın anahtarı bir Ece Ayhan dizesinde saklı; “Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk var”

Siyah Kuğu’yu Anlamak

Etkinlik endüstrisi binlerce parçalık devasa bir puzzle’a benziyor. Farklı aktörlerin küçük, orta veya büyük parçaları yerine getirmesiyle bu devasa puzzle günün sonunda müşteri ve katılımcıların gözüne kusursuz bir tablo olarak görünüyor. Bu bağlamda teknoloji odaklı etkinliklerde kullanıcı beklentileri, deneyimleri ve adaptasyon süreçleri önemli yol göstericiler olarak karşımıza çıkıyor. Jules Verne Kreatif Projeler ve Organizasyonlar Müdürü Altan Şengül bu döneme siyah kuğu teorisi ile baktıklarını açıklıyor. Bu teori öngörülmesi neredeyse imkansız, gerçekleşmesi çok zor bir olayın ancak gerçekleştikten sonra hızla yorumlanabileceği ve rasyonalize edilebileceğini söyleyerek covid-19 salgını için geçerli sayılabilecek bir tanım sunuyor. Bu beklenmedik olaydan etkinlik yöneticileri olarak doğal olarak beslenmek ise kaçınılmaz çünkü etkinlik yöneticilerinin kaslarının en güçlü olduğu yerlerden biri de beklenmedik gelişmeler.

Etkinlik yönetiminin iki temel değeri ve değişmeyen beklentisi olarak etkileşim ve iletişim öne çıkıyor. Fiziksel etkinliklerini bu iki değeri gözeterek tasarlayan etkinlik yöneticileri pandemi ile birlikte bu değerlerden vazgeçmeden dijitalleşmeyi hedefliyor.

Jules Verne, Mart ayında evden çalışma modeline geçiyor ve küçük çalışma grupları oluşturarak müşteri iletişimini evden devam ettiriyor. Dijital etkinlikler yapılacaklar listesinin birinci sırasına zıplıyor ve web tabanlı platformlar üzerinde deneme çalışmaları gerçekleştiriliyor. Bu çalışmaların meyvesi Haziran ayında bir deneme ürünü çıkarılmasıyla yavaş yavaş alınmaya başlanıyor. Online basın toplantıları ve lansmanların yanı sıra normalleşme süreciyle birlikte küçük çaplı fiziksel etkinliklere geri dönülüyor.  Fiziksel etkinliklerde hijyen ve sosyal mesafenin önemi vurgulanırken dijital olarak düzenlenen etkinliklerde kesintisiz internet bağlantısı, internet altyapısının kalitesi ve katılımcıların ekrana bakmaktan ziyade akışa dahil olabileceği deneyimler tasarlamanın altı çiziliyor. Dijital etkinlikler katılımcı nezdinde başta dirençli karşılanıyor çünkü teknolojiyi çok hızlı tüketen insanoğlunun dikkatini 20 dakikadan fazla toplamak mümkün olmuyor ancak dijitale yatırımlar ve yaratıcı fikirler arttıkça uyum da beraberinde artıyor ve dijital etkinlikler eğlenceli bir nitelik kazanmaya başlıyor.

Fiziksel etkinlik gibi kolonlar, ışıklar, sahne, akustik gibi etkenlerle 5 duyuya hitap edebilen can alıcı ortamları ekrandan yansıtmak mümkün olmasa dahi bakış açısını değiştirerek yaratıcılığın her kademede körüklendiği bu dönemde sürdürülebilir, niche ve biricik dijital/hibrit etkinlikler tasarlamak mümkün olabilir.

“Sektör değiştirmeyi düşünüyor musunuz?”: Mice sektörü pandemiden nasıl etkilendi?

Sektörü temsil eden sivil toplum kuruluşları ve platformlarının  sürece dair yorumlamaları ve öngörüleri ile meseleyi daha da geniş bir perspektiften ele almak etkinlik sektörünün covid-19 salgınından ne kadar derinden etkilendiğini gözler önüne seriyor. Sağlık sektörünü içine alan tıp kongrelerinde aniden gerçekleşen kesintiler gibi birçok aksama paydaşları zor durumda bırakıyor. I-Mice Derneği pandemi sonrası en hızlı aksiyon alan STK’lardan biri olarak 1-4 Mayıs tarihleri arasında Zoom üzerinden Ulusal Mice Çalıştayı’nı gerçekleştiriyor. Toplamda 3.000-3.500 civarında sektör paydaşının katıldığı, 50 civarında paydaşın deneyim ve içgörülerini paylaştığı bu çalıştayda yapılan anket ise sektörün aldığı hasarı tespit ediyor. Bu ankette öne çıkan bazı sorular ve yanıtları şöyle; “İptal olan işlerinizin 2020 hedef cironuzdaki yüzdelik oranı”  için  %50 ve üzeri diyenlerin oranı %88 ve %85’lik bir kesim işlerin en az 2020 sonuna kadar normalleşeceğine ihtimal vermiyor. Ankete katılanların %84’ünün en az 5 yıldır Mice sektöründe çalışan kimseler olduğu göz önünde bulundurulduğunda “Sektör değiştirmeyi düşünüyor musunuz?” sorusuna %30’a yakın bir oranın evet demesi pandemi sürecinde ortaya çıkan kırılganlıkları gösteriyor.

Türkiye gibi 7 senede bir ekonomik krizle karşılaşan, 2013 sonrası gittikçe artan uluslararası siyasi krizler ve gündelik hayatta azalan güvenlik duygusu ile  boğuşan bir ülkede Mice sektörü zaten halihazırda zor şartlar altındaydı çünkü etkinlik finanse etmek güçleşirken uluslararası katılımı  sağlamak da zorlaşıyordu. Yerel ve şehir ekonomilerini besleyen yapısıyla aslında kendi kendine üretim ve istihdamı sağlayan bir ekosistem ve sektör olan Mice için 2020 yılı önceki yıllarda alınan yaraların sarılabileceği bir yıl olarak görülürken aniden 5 milyar insanın evine kapandığı, 2.7 milyar insanın işine  ara verdiği, hava sahalarının, üretim ve tedarik zincirlerinin ve istihdamın şok etkisiyle kapandığı bir kriz niteliğine bürünüyor. Mart ayında iptaller ve ertelemeler yağmur gibi yağıyor, eylül ayı ve sonrasında alınan etkinliklerin yanı sıra dijital ve hibrit etkinlikler gündeme geliyor.

Hüseyin Kurt bu dönemde denedikleri dijital etkinlikleri kısa vadeli bir geçiş süreci olarak tanımlıyor. İnsan sosyal bir varlık ve içinde bulunduğu ortamı 5 duyusuyla algılamaya ihtiyaç duyuyor. Fuayede çay içerek network yapmanın yerini belki de hiçbir dijital sohbet odası tutamıyor. Fiziksel etkinlikler ekosistemin çarklarının dönmesi içinde önemli bir yere sahip. Ancak geçtiğimiz haftalarda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın bir basın toplantısında yaptığı  “Kongreler için biraz daha bekleyeceğiz” açıklaması sektör ve müşteri nezdinde her türlü fiziksel etkinliğe kırmızı ışık yakıyor.

Toplantı, eğitim, seminer, bayii toplantısı, piknik ve festivallerin düzenlenemeyeceği bu dönemde hibrit organizasyonlar öne çıkıyor ve inovasyonu ortaya koyabilen başarı kazanıyor. Tüm hizmetler aynı olsa dahi erişimi yüksek olan etkinlikler güçlü olarak öne çıkıyor.

Dijitalin Sırrı: Doğru İçerik Doğru Fizibilite

Toplantı ve etkinlik endüstrisi içerisinde çok önemli bir yeri olan Brand Week de tıpkı İstanbul Moda Haftası gibi bu sene dijital düzenlenecek.

10 senedir Media Cat dergisi tarafından düzenlenen etkinlik EMEA bölgesinin en büyük iş ve markalar işbirliği etkinliği olan Brand Week’in dijitalleşme hikayesi ise içerikte gizli.  Media Cat’in kendini yayıncı ve organizatörden ziyade mecradan bağımsız içerik üreticisi olarak konumlandırması pandemideki adaptasyonunu kolaylaştırıyor. Pandemi patlak verince CMO Society, Creative Society gibi oluşumlarla bir araya gelip diyalog kurduktan sonra hızla Media Cat Live serisini başlatıyorlar. Nisan-Haziran ayları arasında düzenlenen 12 online konferansa 10.000’in üstünde katılım sağlanıyor.  Bu dijital deneyim Media Cat’i sanal etkinliklerle hem tanıştırıyor hem de Brand Week’i dijital ortamda düzenlemek konusunda ilham veriyor. Bu süreçte dijital kaslarını geliştiren kurum hedef kitleye doğrudan odaklı etkinliklerin daha başarılı olduğunu gözlemliyor.

Dijitalleşme Brand Week için şöyle beklenmedik bir avantaj da yaratıyor; öncesinde Türkiye’ye gelmek istemediği için etkinliğe katılmayan konuşmacılar bu sene dijital olan etkinlikte  konuşmacı olarak yer alıyor. Etkinlik klasik anlamda bir sponsorluğa da ev sahipliği yapmıyor; içerik ve markalar için olan projelerle öne çıkıyor. Öyle ki markaların pazarlama departmanlarından gelen brief’lerle tasarlanan 360 derece kampanya ve proje fikirleri bazen Brand Week’ten dallanıp budaklanarak yıl boyu devam eden projelere dönüşüyor. Dijitalle birlikte bu kültürde herhangi değişiklik olmuyor, markalar pandemi sürecinde dijitale çok hızlı adapte oluyor ve Media Cat’in entegrasyon önerileri oldukça olumlu karşılanıyor. Dijitalleşmeyle birlikte lobi ve networking etkinliklerinden vazgeçimiyor aksine sponsorların basın lansmanları, networking buluşmaları gibi etkinlikler online olarak yeniden kurgulanıyor. Birce Güler doğru içerik ve doğru fizibilite ile hakkını vererek dijital etkinlik gerçekleştirmenin mümkün olduğunu söylüyor. İçerik güçlü olduğu sürece mecra fark etmeksizin etki gösteriyor ancak bu dijitalleşmenin %100  sürdürülebilir olduğu anlamına gelmiyor, ideal bir düzende dijitalleşme fizikselin yanında yer alıyor.

9-13 Kasım 2020 tarihlerinde 5 gün boyunca seyircisiz 3 sahneden ayrı ayrı yayın yapacak olan online Brand Week’te öne çıkan konular arasında yaratıcılığın yeni kodları, teknoloji ve kültür trendleri, deneyim tasarımı ve medyanın geleceği gibi başlıklar var.

 Işıklar sönünce geriye kalıyor?: Şov elementlerinden arındırılınca etkinlik sektörü

Konuklar arasında deneyim tasarlayan ve sunan başka bir profesyonel Egemen Özcan ise pandemi sürecinde Fest Together ve League of Legends gibi büyük dijital etkinliklere imza atıyor. HeyMo The Experience Design’da oyun endüstrisi ile sık sık iş yapmaktan dolayı hibrit etkinlik düzenleme alışkanlığına sahip oldukları için Mart ayında gelen ilk şokun ardından edilgen değil etkin bir dijital kitleyle etkinlik düzenlemek üzere çalışıyorlar.

2020 senesi Mice ve kültür sanat endüstrisi adına mühim bir duraksama niteliği taşıyor. Ürünün merkezinde yalnızca sesle aktarılan bir içerik olduğunda dijitalleşme oldukça mümkün ancak kültür sanat gibi dekor ve ambiyansın heyecanını üreten ve tüketen ürünler için dijitalleşme neredeyse imkansız. Etkinlik sektöründe bir takım insanın işi de sahnedeki fiziksel atmosferi yaratmak ve bu insanlar dijitalleştirilemeyen işleri yüzünden ekonomik anlamda oldukça kırılgan konuma geliyor. Duygu merkezli bir iş olan etkinlik düzenlemede dijital fizikselin yerini tutmuyor ve asla tutmayacak ama bu süreçten bütün endüstri doğruyu yanlışı öğrenerek geçiyor. Demokratikleşme ve erişim sayıları anlamında yeni ve progresif bir vizyon gelişiyor, fiziksel etkinlikler de bu süreçten ders çıkararak gelecekte değişecek.

Bu negatif içgörülerinin yanı sıra Özcan pandemi döneminde gerçekleştirdikleri başarılı etkinlikleri de anlatıyor. İhtiyaç Haritası ekibinin bir projesi olan Festtogether sonucunda 330 bin ihtiyaç karşılanarak güçlü bir fayda yaratılıyor. Online olarak düzenlenen festival 24 saatte 12,5 milyon kez izlenerek dünyada 5., Türkiye’de ise en çok izlenen canlı yayın oluyor.

League of Legends final organizasyonu ise greenbox’ta çekilerek canlı yayınlanıyor. Fuayede katılımcıların etkinliğe tıpkı kanlı canlı gelmişler gibi fotoğraf çekilebileceği bir sanal ortam kuruluyor. Marka alanları, markaların ödüllü oyunları, maçların oynandığı, Boğaz Köprüsü’nden geçilebilen hayali bir kent gibi dijital olarak oldukça dolu ve canlı bir kurgunun mevcut olduğu bu organizasyon şüphesiz oyun sektörünün dijital birikiminden de besleniyor.

HeyMo The Experience Design ayrıca Red Bull’la İstanbul Boğazı’nın ortasında Anadolu ve Avrupa yakalarının yarıştırıldığı online bir oyun turnuvası ve Nike ile Milli Takım online forma lansmanı gibi etkinlikler de düzenliyor.

Bu dijital etkinlik ve altyapı çalışmaları büyümeyle birlikte farklılaşmayı da beraberinde getiriyor. Herkesin aynı anda dijitalleşmeye odaklanması genişleyen bir ürün gamı yaratacak. Fiziksel etkinliklerdeki gibi gösteri ve şov elementleriyle dikkati yakalamak dijitalde mümkün olmadığı için içeriğe yeniden odaklanma söz konusu. İçerik geliştirmenin önemi vurgulanıyor. Örneğin sadece sabit oturan konuşmacılar üzerine kurulu webinar’larda konuşmacıların söylediği her kelime seyircinin dikkati için altın değeri taşıyor.

Camdan Cana

Panele konu olan Mice endüstrisinin deneyimleri aslında günümüzün öne çıkan değerlerini işaret ediyor:  Samimiyet, paylaşım ve demokratikleşme. Beklenmeyen yıkıcı bir salgınla birlikte etkinlik endüstrisinde inovasyon ve yaratıcılık için eşsiz bir alan doğuyor. Ekonomik gerçeklerden uzaklaşmadan, büyüme hedefleri göz önünde bulundurularak erişilebilir yeni fırsatlar tasarlanıyor. Kurum ve markaların tercihi gösterişten duru ve etkili içeriğe kayıyor. Üretene kazandıran, tüketeni sonsuz bir alıcı olarak konumlandırarak yormayan; aksine katılımcıları etken ve türetici olarak konumlandıran; iletişim ve etkileşimi altın oranda harmanlayan dijital ve hibrit etkinlikler yorucu bir sürecin meyveleri olarak toplanmaya başlanıyor. Bu etkinliklerin arka planında biriken verilerin yorumlanması ise gelecekteki işlerin katma değerini yükseltiyor. Ancak Mice sektörünün diğer yaratıcı endüstrilere görece dijitale olan hızlı adaptasyonu tam bir dijitalleşmeye işaret etmiyor çünkü duygu merkezli, sosyal etkileşim merkezli etkinlikler ve yaratıcılığın katalizörü olarak mekan/şehir önemini yitirmiyor.  Aksine interdisipliner bir üretim ile buluşma ve dayanışmanın önemi vurgulanıyor. Her şey normale döndüğünde endüstri dijitalin sunduğu demokratikleşme gibi imkanları, benzersiz bir etkiye sahip fiziksel etkinliklerle harmanlayıp camdan cana yeni bir formatı bağrına basacak gibi görünüyor.

Digilogue