JOANIE: Işık izdüşümleri ve insan algısına etkisi üzerine çalışıyor. Çalışmalarının odağında; geometri, desen ve minimal yapılar yer alıyor. YANNICK Jacquet, ROMAIN Tardy ve OLIVIER RATSI ile birlikte ANTIVJ’i kurdu. Bu oluşumla uluslararası festivallerin sahne tasarımlarını hazırladı. 2013’ten beri ışık üzerine deneyler yapıyor, enstalasyonlar hazırlıyor. Brüksel’de yaşıyor.

ALİ: Mimar ve yeni medya sanatçısı. 1993 senesinden beri, kavramsal bazlı; minimal görüntüler ve strüktürel kompozisyonlarla deneysel videolar üretiyor. RICHIE HAWTIN (a.k.a. Plastikman)’in müzik videosu için yaptığı çalışmadan sonra, özellikle elektronik müzik sanatçılarının canlı sahnelerini tasarlamaya başladı. Berlin’de yaşıyor.

 

ESER METNİ

Landforms / Rockforms

Her iki sanatçının eserleri de rahatlama ve yüzey temsiliyetleri; kesin ölçeklerini ve bağlamlarını tanımlamak çok zor. Sıradağ ya da küçük bir volkanik taşın yüzeyindeki detaylar olabilir.

Bu şaşırtıcı benzerliklere rağmen işleri üretmede kullanılan teknikler birbirinden oldukça farklı.

Demirel’in yaklaşımı son derece organik; yapısal özellikleri ve fotografik nitelikleri için seçilen gerçek manzaralarda ışığı yakalamak için fotoğraf makinesi kullanmış. Kaya oluşumları serisi Avustralya’ya bir seyahati sıraısnda Cape Otway kıyısında çekildi. Lemercier’in yaklaşımıyla tamamıyla sentetik: gerçekçi manzaralar yaratmak için bilgisayar ve koddan faydalanmış. Terk edilmiş mekânlar ve volkanik adalardaki yürüyüşleri sırasında tanıklık ettiği doğa biçimlerini anımsatacak şekilde sanatçının tanımladığı aynı işlev ve kısıtlamalardan sonsuz sayıda üretilmiş bir imge dizisi doğmuş.

Sergilenen eserlerin şaşırtıcı benzerliği bizi içinde yaşadığımız dünyayı oluşturan işlev ve algoritmaların önemini sorgulamaya iterken evrenin tüm biçim ve topolojilerini tanımlayan determinist bir sistem olduğunu da söyler.

 

Joanie

1. İnsan, teknolojinin tanrısı mı? Ya da biz her şey kendi kontrolümüzde zannederken roller değişiyor mu?

Karayı denize doğru uzayıp vadileri göllerle dolduruyor, ada ve nehirler yaratıyoruz.
Havada ve uzayda tonlarca ağırlığında çelik yapılar uçuruyor, bunları yumuşakça indiriyor ve tekrar gönderiyoruz. Ve bunu her dakika tekrar ediyoruz.
Hayata müdahalede bulunuyor, genetik maddeleri değiştiriyor ve yeni türler ve yaşam formları yaratıyoruz.
Katlanarak artan işlemci gücüne sahip olan ve insan becerilerinin çok üstüne çıkabilen bilgisayarlar yapıyoruz.
Bir anlamda her şeye kadir bir yaratıcı fikrine daha da yaklaşıyoruz.

2. Robot haklarından bahsettiğimiz bir devirde insan haklarını koruyabiliyor muyuz?

İnsan haklarını korumamız ve olası her senaryodaki tüm yaşayan türlerin korunmasına gayret etmemiz gerektiğine inanıyorum. Robot hakları kavramı bilinç fikriyle bağlantılı. Biz buna net bir tanım bulmaya çalışırken deneyimimiz ve sezilerimiz bize doğası hakkında bir fikir veriyor. Robotların ya da yapay zeka olarak tanımlanan herhangi bir oluşumun makineden fazlası olacağına inanmıyorum. Tabii biz hayatın ve bilincin sırrını keşfedene dek…

3. Bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz her şeyin yavaş yavaş gerçekleştiği bir dünyadayız. Gerçeğe dönüşmesini heyecanla beklediğiniz bir bilim kurgu senaryosu?

Var olan dünyadan oldukça memnunum. Stüdyoda yaptığımız araştırmalar ve eserler hâlihazırda bilim kurgu gibi – havada asılı duran ve harekete tepki veren yansımalar, bilgisayar görüntüleri ve imge analizleri… Evrimiyle eş zamanlı olarak teknolojisi deneyimlemek bana geleceğe gitmekten çok daha ilgi çekici geliyor.
Ancak daha iyi ve çevreci enerji kaynakları bulmalıyız. İnsanlık adına daha karanlık bir gelecek tasvir etse de René Barjavel’in (1911-1985) “The Ice People” romanında bahsedilen teknolojilerden biri olan “L’énergie universelle” gibi sonsuz bir enerji ve madde kaynağı fikrini seviyorum.

 

Ali

1. İnsan, teknolojinin tanrısı mı? Ya da biz her şey kendi kontrolümüzde zannederken,roller değişiyor mu?
İnsanın hiçbir şeyin tanrısı olması söz konusu değil.

2. Robot haklarından bahsettiğimiz bir devirde, insan haklarını koruyabiliyor muyuz?

Hayır.

3. Bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz her şeyin yavaş yavaş realize olduğu bir dünyadayız. Gerçeğe dönüşmesini heyecanla beklediğiniz bir bilim kurgu senaryosu?

Maymunlar Cehennemi.

 

Share on FacebookTweet about this on Twitter