Ödüllü klavyeci, kondüktör, aranjör ve besteci. Dream Theater ve Jordan Rudess albümlerine orkestra aranjmanı yaparak Grammy’ye aday adayı oldu. Ünlü müzik enstrümanları şirketi ROLI’de çalışıyor, NAMM, CES ve E3 Expo gibi kongrelerde sergilediği performanslarla müziğini farklı platformlara taşıyor. Boston’da yaşıyor.

 

ESER METNİ

Anomie en Masse

Anomie en Masse, insanlık medeniyetinin teknolojinin ilerlemesiyle içinde bulunduğu oldukça ilginç bir yolu izleyerek, bu yolun bizi gerçek ve illüzyon arasındaki ince çizgiye götürdüğünü, bazı anlamların illüzyon boyutlarına kaymasını sorgulayıp araştırırken söylüyor. Süreçler daha erişilebilir ve daha hızlı hale geldiğinde, anlamlar çeşitli kişiliklere veya önceden oluşturulmuş kimliklere doğru ilerlemiş midir? İşlevselliklerimizin izin verdiği kadar, orada dolaşmamız gereken anlamlar var mıdır?

1. İnsan, teknolojinin tanrısı mı? Ya da biz her şey kendi kontrolümüzde zannederken, roller değişiyor mu?

Tanrısı yerine yaratıcısı demek daha doğru olur. Roller değişime doğru gidiyor kesinlikle, fakat asıl değişimin; seçimi teknolojinin kendi iradesiyle ilk yaptığı an başlayacağını düşünüyorum, yani teknolojik bir bilincin farkındalığına varmasından sonra. Şu ana kadar her ne kadar teknoloji damarlarımıza kadar işlemiş olsa da, hala kendi iradesizliğimize yenilerek teknolojiye bu üstünlüğü sağlıyoruz, ancak henüz teknoloji bizden talep edebilecek bilinçte değil. Buna rağmen haylice teknolojisiz kalamadığımız bugünlerde rolleri neredeyse değişmiş gibiyiz, ve gelecekte teknolojinin bilinç kazanmasından sonra bu rol değişiminin tamamlanacağına inanıyorum.

2. Robot haklarından bahsettiğimiz bir devirde, insan haklarını koruyabiliyor muyuz?

Tamamıyla koruyamıyoruz elbette, ve daha kötüsü, çoğu zaman korumamaktan öte korumuyoruz, başka motivasyonlar
ve çıkarlar dolayısıyla. Hatta, korumak adına attığımız herhangi bir adım, çevremizden gerçekte veya dijital olarak onay aldığı, takip edildiği ve beğenildiği sürece bu adımı atacak kararı alır noktaya geldik. İnsanların bu ekosistemde robotlar veya makineler gibi herhangi bir ek yapılmadan, bugünkü haliyle var olan dünyaya ve bütün canlılara karşı aldığı tutum, birbirlerine karşı olan korumasızlığı derken robot hakları ile ilgili yeterince
örnekler çıkıyor.

3. Bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz her şeyin yavaş yavaş realize olduğu bir dünyadayız. Gerçeğe dönüşmesini heyecanla beklediğiniz bir bilim kurgu senaryosu?

Ghost in the Shell evrenindeki gibi vücudun ve beynin bir kısmının siberleştirilebildiği bir dünya ve Inception’daki gibi bir rüya paylaşım makinesi görmeyi heyecanla bekliyorum.

Share on FacebookTweet about this on Twitter