Digilogue Artistik Direktörü Lalin Akalan’ın kürasyonunda ve Digilogue’un destekleriyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen Sónar+D, zengin içeriğiyle Sónar İstanbul’un enerjisini yine yükseltti. Atölye, sanatçı konuşmaları ve topluluk buluşmalarının yanı sıra demo istasyonlarında, enstalasyon alanlanlarında, Start up Garden’da ve görsel-işitsel gösterimler düzenlenen corner’larda meraklıların beğenisine sunulan ve teknolojinin sanatla birlikteliğini işaret eden işler, festivalin gündüz saatlerine renk kattı. Farklı sektörlerden araştırmacı, sanatçı ve iş liderlerinin paylaşım için hazır bulunduğu bu uluslararası etkinliğe katılanlar; ufuk açıcı işlerle tanıştı, yeni becerilerin sınırlarını zorladı, yaratıcı zihinlerin bugünü nasıl değiştirdiğine baktı ve özgün bir gelecek hayali için ilham veren insanlarla buluştu. Katılımcılar hem yeni şeyler öğrendi hem de paylaşımlarda bulundu.

Müzik, Yaratıcılık, birlikte Üretim ve Teknolojinin Ele Alındığı Konuşmalar

Sónar+D’nin İstanbul’daki bu edisyonunda öne çıkan etkinliklerin başında, Foyer+D by Digilogue’da gerçekleştirilen ‘Masterclass by Spotify: How to Build Your Presence on the Platform’ geliyordu. Spotify ekibinden Arielle Fischer, Nazlı Yırtar ve Irene Vega, profesyonellerin platformdaki görünürlüklerini etkili hale getirmelerine yardımcı olacak öneriler içeren bir eğitim verdi. Fischer, iyi düzenlenmiş bir profil sayfasının önemine değindikten sonra bunu sağlamak için hangi araçların kullanılabileceğini örneklendirdi. Sanatçının yeni bir üretiminin mümkün olan en fazla sayıda kullanıcıya ulaşması için yapabileceklerini sıraladı. Spotify Türkiye müzik editörü Nazlı Yırtar, platformdaki listelerin nasıl oluşturulduğunu, sanatçının bu listelere girebilmek için neler yapabileceğini anlattı. Etkinliğin kapanışında promosyon konusu ele alındı. Sanatçının Spotify’daki hesabını diğer sosyal medya platformlarından en verimli şekilde nasıl paylaşabileceği ve Spotify ekibinin, tanıtılacak sanatçıları nasıl seçtiği anlatıldı. Arielle Fischer: “Organik büyüme için platform üzerinde etkileşiminizi sürekli kılın. Diğer sosyal medya platformlarındaki paylaşımlarınızla takipçilerinizi Spotify’daki sayfanıza yönlendirin. Sizi kimlerin dinlediğini belirli aralıklarla analiz edin.”

Digilogue Stage’deki etkinlik serisi, ‘Curious Community: Sensations and Creativity in the New Age of A.I. by Ceyhun Burak Akgül’ ile başladı. Vispera Bilgi Teknolojileri firmasının kurucu ortağı olan Akgül, konuşmasında yapay zekânın yeni çağında duymanın ve görmenin ne anlama geldiğini sorguladı.

Bu bölümde öne çıkan bir diğer buluşma, ‘Movement Machine Music: Martin Messier & Yro in Conversation with Bediz Yıldırım’ başlığını taşıyordu. Vogue ve GQ Dijital Projeler Müdürü Bediz Yıldırım’ın sorularını yanıtlayan yaratıcı ikili, son üretimleri olan ‘Ashes’ın ortaya çıkış öyküsünü anlattı. Montrealli sanatçı Martin Messier ile Fransız sanatçı Yro’nun (Élie Blanchard) işbirliğinden doğan ve görsel-işitsel bir performans olan ‘Ashes’ın (Küller) yaratılmasına sanatçıların stüdyosunda çıkan bir yangın vesile olmuş. Yro: “O dönemde üzerinde çalıştığımız projenin temelini oluşturacak olan bütün malzemeler küle dönmüştü. Ne yapabiliriz diye düşündük ve ‘Neden buradan başlamayalım’ dedik. Sezgilerimize kulak verdik aslında… Ve yangının kalıntılarını yeni işin merkezine koyduk.”

Festivaldeki şovu en çok merak edilen isimlerden biri olan Ben Frost’un katıldığı sanatçı konuşması (‘Ben Frost in Conversation with Alper Bahçekapılı’) da büyük ilgi gören oturumlardandı. Frost, Türkiye’nin önde gelen müzik yazarlarından Alper Bahçekapılı’nın sorularını yanıtladı. Klasik elektronik müziğe yaptığı sarsıcı dokunuşlarla geniş bir hayran kitlesine sahip olan sanatçı, konuşmasında üretim sürecini özetledi: “Etrafta olup bitenlere tepki veriyorum, onları kontrol etmeye çalışmıyorum.”

Başarılı elektronik müzik sanatçısı Konstantinos Vasilakos ise ‘Mini Lecture: Sonifying Dark Matter by Konstantinos Vasilakos’ başlıklı etkinlikte İsviçre’deki CERN’de bulunan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın verileriyle ses yaratma ve doğaçlama müzik yapma imkânı sunan interaktif web uygulaması IPSOS’u tanıttı.

Birikimi Deneyime Dönüştüren Atölyeler

VR ve müziği odağına alan 12 atölye gün boyunca Sónar+D takipçilerini çalışmalarına direk katkı sunabilecek deneyim alanları kazandırırken Berkay Karakaya, ‘Making a 360 Film Content and Using As a Media Tool by BUG Lab & VR1 BAU’ başlıklı oturumda hem 360 film prodüksiyonun ortaya çıkarken geçtiği aşamaları anlattı hem de 360 filmin geleceği üzerine görüşlerini aktardı.

Günün en geniş katılımcılı sunumuna reklamcı Levent Erden imza attı. ‘Ekonomi, Siyaset ve Müzik by Levent Erden’ başlıklı söyleşide Erden, 1945’ten 2000’li yıllara, müziğin evrimini ele aldı. Dünya savaşlarıyla hız kazanan hayatlarımızın geçirdiği dönüşümü anlattı. ‘Big band’lerden ‘boy band’lere, Elvis Presley’den günümüzün büyük yıldızlarına, müzik dünyasının hayatımıza hediye ettiği ikon’ları mercek altına aldı. Rock, saykodelik ve hiphop’ın ortaya çıkış öykülerine değindi, klasik müziğin modern dünyadaki yerini irdeledi. Son olarak da müziğe ulaşma araçlarımızın geçirdiği değişimden, pikaptan Spotify’e uzanan yolculuğumuzdan söz etti. Levent Erden: “Kulaklık çıktıktan sonra müzik, ortak dinlenen bir şey olmaktan çok tekil dinlenen bir şey oldu. Müzik paylaşılır olmaktan çıktı, birleştirici etkisi ortadan kalktı. Sanal gerçeklik günlük hayatımızın bir parçası olduktan sonra müziğin hayatımızdaki yeri daha başka taraflara gidecek. Yapay zeka ise müzik açısından tam bir baş derdi olacaktır. Müzikte kitleselliğin tamamen sonuna geldik. Bundan sonra stadyum konserleri olması zor.” Ünlü reklamcı ayrıca akılda kalıcı bir müzik-hayat karşılaştırması yaptı: “Ritim; sadece zamanlama ve matematik değildir. Ritim aslında akıştır. Müziğin akışı üç bin sene boyunca hayatın akışından farkı olmadı. İkisi de belli bir sınırı aşmadı. Daha sonra hayatın hızı arttıkça müziğin ritmi de arttı. Ritmin akışı hayatın alkışına bağlandı.”

Sanal Tuval Deneyimi

Digilogue Space’teki Memo Akten’in ‘Body Paint’ isimli dijital enstalasyonu gün boyu ziyaretçilerin akınına uğradı. Akten bu çalışmasında sergileme alanındaki duvara bir ‘sanal tuval’ işlevi yükledi. Karşısındakilerin hareketlerini renk biçiminde algılayan bu görsel aracı kullanan katılımcılar, tecrübelerini sosyal medyada paylaştı. Bedenin hareketini ve enerjisini yakalayarak görüntü yaratma imkânı veren bu enstalasyon karşısında uzun süre dans eden katılımcılar oldu.

 

200’ün Üzerinde Sanatçı ile Hayallerin Somutlaştıran Bir Alan

Lounge+D by Digilogue alanında da farklı alanlardan birbirinden önemli işler sergilendi. Bunlardan biri Ozan Tezvaran ve Kerem Demirayak’ın birlikte ürettikleri ‘Rhytm of the Lower-Angle’ idi. Gelişen teknolojilerle zaman geçirmenin algımız üzerindeki etkisinden hareketle görsel ve işitsel biçimlerin arasındaki hassas sınırları resmetmeyi hedefleyen bu interaktif enstalenstelasyonasyon katılımcıların beğenisini kazandı.

Begüm Moralıoğlu’nun; otizmlilerin içinde bulundukları mekânlarla etkileşime geçebilmelerine olanak tanımak, böylece de günlük yaşamlarını iyileştirmek üzere tasarladığı ‘My Ho Me’ isimli mekânsal ara yüz araç takımı da alanın ilgiyle izlenen projelerden biriydi.

C/A’nın sunduğu bir VR enstalasyonu olan A.I.F.X, Aphex Twin ile eğitilen bir yapay zeka modelinin yarattığı bir parçanın,bilgisayar simülasyonu üzerinden dinleme tecrübesi sundu.
Lounge+D by Digilogue alanında en yoğun ilgiyi gören işse Amnion VR oldu. Mekan.Space’ten Zeynep Burcu Kaya ve İpek Kuran Yıldırım’ın katılımcılarla buluşturduğu Amnion VR, mekân ve beden arasındaki ilişkiyi sorgulamaya açtı. Sanal gerçekliğin imkânlarını kullanan sistem, kullanıcısını, insan gözünün görebileceğinden ötesini deneyimlemeye davet etti. Geçmiş, gelecek ve içinde bulunulan an arasında bir bağlantı kurup zaman-mekân algısı üzerinde oynama, onu bozup yeniden biçimlendirme fırsatı sundu.

Her sene farklı endüstrilerden yenilikçi işler üreten isimleri buluşturan Sónar+D, yaratıcılığın teknoloji kanalıyla hayata dokunmasına katkı sağlıyor. Digilogue’un desteğiyle yüzlerce sanatçının üretimlerini paylaşan ve bu alana ilgili binlerce insanın yeni deneyimler kazanmasını sağlayan 10 saatlik gerçek üstü deneyimi ile Sónar+D, bir seneyi daha geride bıraktı. Seneye görüşmek üzere!