Sonar İstanbul’un en dikkat çeken sahnelerinden biri de 24 metrelik yüksekliği ile “Sonar Screen” oldu, iki gün boyunca Digilogue’un sunduğu görsel-işitsel performanslara ev sahipliği yaptı. Sonar Screen’deki canlı performanslar; teknolojinin yarattığı görsel dünyayı kusursuzca ritimle buluşturuyordu.


Sonar Screen performansları; yapay zeka, ses, görsel ve karma gerçeklikle deneyler yapan anonim bir post-genre sanatçı ikilisi c/a tarafından realiti’nin yeniden inşası olarak tasarlanan “c l a i r e” ile başladı. Derin öğrenme ve yapay zeka teknolojilerinin kullanıldığı çalışma, makineyle insanın iş birliğinden doğdu. Genelde yalnızca bir dizi rakam ya da öğrenilmiş niteliklerin soyut resimlerinden ibaret olan makine çıktıları c / a tarafından düzenlenerek aşırı yavaşlatılmış çekimler gibi belirli şekilde biçimlendirilmiş katmanlardan oluşan tutarlı bir anlatıya dönüştürülüyor.

Eserin oluşturulması sırasında Grimes’ın müzik videosu Realiti’den alınan karelerle sinir ağı beslenerek yeni ve soyut kareler yaratılmıştır. Görsellerin çoğu bu çıktıların rötuşlanıp stilize edilmesi ve sürecin kendisinin şiirsel olarak ortaya koyulmasıyla elde edilmiştir. Ayrıca, farklı müzik parçalarından kırpılan sesler önce spektogramlara dönüştürülmüş, ardından bir ÜÇA eğitilerek yeni sanal spektogram görselleri üretilmiştir. Modelden üretilen bu görseller daha sonra ses örneklerini yeniden birleştirmek için kullanılmıştır. c l a i r e’in yapımı sırasında kullanılan örnek ve seslerin büyük çoğunluğu bu yöntemle üretilmiştir.

Tolga Böyük ve Ali Bozkurt’un görsel – işitsel performansı “Wave A Metanarrative”, dalganın fiziksel varlığı ile yüzleşme niteliğinde. Işığın da sesin de dalga biçiminde yayıldığını kabul ederek yola çıkan ikili, ister kozmolojik bir ortamda, ister pastoral bir coşku halinde ya da bir atom altı keşif sırasında algılayalım her görsel ve işitsel oluşumun dalga temelli modeller halinde yayıldığını gösterdiği performansıyla Sonar İstanbul katılımcılarını, dalga yayılımları içerisinde bir yolculuğa davet etti.

Ahmet Said Kaplan ve Alican Okan’ın Delight başlıklı görsel-işitsel performansı, ışığın 2. boyuttan 3.boyuta yolculuğunu ele aldı. İnsan gözünün algılayış şeklini sesin de katılımı ile seyirciyi çevreliyecek bir deneyime dönüştüren performans, mekan ve ışık arasında yeni bir bağlantı kuran nitelikteydi. DECOL ‘den Ahmet Said Kaplan ve AudioFİL’den de Alican Okan’ın gerçek zamanlı algoritmalar kullanarak yarattığı eserde; led ekranın ışıkları çerçevenin dışına seyirciyi içine alan bir performans yarattı.

Sonar Screen’in son performansı ise NOS oldu. Nos Visual Engine yazılımı sayesinde görsel ve işitsel elemanlar arasında sağlanan etkileşimle her seferinde farklı şekillenen performansın yaratıcıları; Nos Visiauls ve Gökalp Kanatsız. İlk olarak, Digilogue Future Tellers’19 kapsamında sergilenen performansta Kanatsız’ın ürettiği, birbirinden bağımsız iki müzikal fikrin aynı anda sunulduğu kesitlerden oluşan, yazılı kompozisyonun doğaçlama kararlarla icra edilmesi üzerine kurulu işitsel yapı, gerçek zamanlı görsel üretim yazılımı NOS kullanılarak görsel-işitsel bir deneyime dönüştü. NOS yazılımı, performans anında yaptığı gerçek zamanlı ses analizlerini de görsel hesaplamalarının bir parçası haline getirip sesle görselin bir bütün olarak algılanmasını sağlayarak, sinestezik ve o ana özel bir deneyim yaşattı.