Açılış

14 Kasım 2017, Salı
19:00 – 20:30

Across the Line sergisi, British Council ve Digi.logue iş birliğinde gerçekleşen iki haftalık AltCity Istanbul Residency Programı kapsamında bir araya gelen farklı disiplinlerden 12 sanatçının Birleşik Krallık merkezli dijital sanat grubu SquidSoup liderliğindeki etkileşimi sonucu oluşan; karma medya, enstalasyon, kod, ışık, heykel ve mekanik barındıran bir grup sergisi.

Çizginin ötesinde ne var?

Teknolojilerin fiziksel nesnelerle ve farklı disiplinlerle etkileşiminde bıraktıkları izleri sanat nesneleri haline getiren bu sergi; çizilmiş sınırların dışına çıkıldığında oluşan keşfi konu alıyor. İstanbul’un kaotik şehir yapısı deneyimini, fiziksel yapılar ve gelişmiş teknolojilerle; beton yerleştirmeleri, mekanik yapılar ve dijital yüzey bozulmalarıyla birleştiren Across the Line, bütün bu kurgunun temelinde oluşan yeni bir denge ve uyum anlayışını araştırıyor.

Bu birlikteliği ve uyumu var etmek için kendi çizgilerinden çıkıp başkalarının çizgilerine ve kesişim noktalarına temas eden sanatçılar, bilişsel bir yaşam alanı ütopyası yaratmanın ilhamından yola çıkıyor. Dokunabilecekleri nesneler içine yerleştirilen sayısal değerler, elektrik akımı, ışık parçaları, mekanik yapılar ve sesler; kendi geleceğini yaratma ütopyasının ancak kolektif bir bilinçten geldiği ve tek yolunun kavramlar arasındaki çizgilerin esneyip saydamlaşmasından geçtiğini düşünmeye itiyor.

Her bir eser bu ütopyanın etrafında kendi hikayesini anlatarak izleyici ile diyalog kurmaya, onların çizgileri ile kesişmeye ve kendi alanlarının içlerine çekmeye davet ediyor.

Yazı Hazal Döleneken

Eserler

Özcan Saraç

Equation.Pi

Matematiksel Veri İşleme

Equation.Pi, Özcan Saraç
Equation.Pi, Özcan Saraç

Evrendeki tüm yapılar gibi, bulunduğu uzay-zaman yasalarının matematiksel bir denklemi sonucunda oluşmuş biyolojik bir formun (insanın), günümüzde, parçası olduğu sistemden ne denli kopmuş olduğunu görmek, her fiziksel kanunda olduğu gibi, evrimin de tersi olduğuna bir işaret midir? Kendi içinde yarattığı ilüzyonel kavramlar ile insanın, büyük resme çektiği perdeler her geçen gün, bu matematiksel denklemin geçerliliğini yitirmesini andırıyor.

Tüm politik, ekonomik, sosyal, demografik algı, ayrışım, sınıfların yarattığı günümüz var oluş gayretlerinin ötesinde, insanı günümüzde iki ana gruba ayırabiliriz: gelişimsel bilgiden uzaklaşan ve zıt olarak algısal gelişime katkıda bulunan grupların günümüz demokratik oluşumlar içinde ne denli sıkışık bir rol oynamak zorunda kaldığı kaygı verici. Global sorunların ötesinde, insanın günlük var oluşunun sürekli olarak tehlikede olduğu bir döngüde, bilimsel kökenli araştırmalar, insanlık için ne denli büyük bir önem taşıdığını vurgularken, aynı zamanda merkezi kontrol düzeninin sonucu olarak ortaya çıkan negatif kavramların getirdiği tüm evrenin gerçekliğinden kopmuş günümüz aktüalitesinin, insanın henüz cevaplarını, nedenlerini, yapısını tam olarak anlayamadığı felsefi sorular için önemli bir araç görevi görüyor.

Etrafımızda bulunan, her gün, her yerde yaşadığımız bu algısal hatalardan ayrışmak ve mantıksal düşünceyi yoğunlaştırarak içinde bulunduğumuz fiziksel kavramarın çok küçükte olsa bir parçası olduğumuz gerçeği ile bağlam kurmak adına, proje, aynı insan gibi, farklı bir formatta yer alan başka irrasyonel denklemin sonucu olan Pi sayısını işliyor.

Pi sayısı, sonu olmayan bir sayı özelliğini taşıması ile, içinde barındırdığı tüm 8 milyar modern insanın numaralandırılmasını ve sınıflandırılmasını andıracak şekilde, pasaport numaraları, telefon numaraları, doğum günü tarihleri, dijital şifreler gibi tüm akla gelebilecek kombinasyonları da içinde barındırması ile, atomik veya evrensel boyutlardaki hesaplarda kullanılması açısından önemli bir role sahip. Proje, MIT tarafından hesaplanan, Pi sayısının ilk 1 milyar rakamını, bilgisayar tarafından işlenmiş veri sinyallerine dönüştürüyor ve bu sinyalleri çemberin çap hesaplanmasında da kullanılan 3.14’lik değeri ile örtüşen enstalasyon boyutları ile, veri işleme görsellemesi olarak ortaya çıkarıyor. 1’den 9’a kadar, her rakamın adandığı çember ışık katmanları, bilgisayar tarafından adanıldığı veri sinyalini alınca saniyenin beşte biri hızında yanıyor ve Pi sayısı Sine ses dalgalarının hesaplanmasında da kullanılması fikri ile verileri aynı zamanda Sine frekanslarında da işleniyor ve ses olarak veriliyor.

Kerim Dündar

Organik Geometri

Görsel Yerleştirme

 

Organik Geometri, Kerim Düdar
Organik Geometri, Kerim Düdar

Bu çalışmada; doğadan ödünç alınan ‘cellular automata’ algoritmasının sanatsal yönetimi ile mimari karolar tasarlanmıştır. Kurulan ayna düzeneği ile bu karolardan oluşan sonsuz uzamın illüzyonu izleyiciye sunulmuştur. Bu çalışma bir biyomimikri örneğidir ve doğanın zaman onaylı 4,5 miyar yıllık tecrübesinden estetik açıdan nasıl yararlanılabileceği sorusuna mimari bir yaklaşım sunmaktadır.

Çağımızın teknik dili algoritmadır ve süreç-odaklıdır. Süreç-odaklı algoritmik tasarım; sanatçıya doğanın büyüyen formlarını yönetebilmesi yolunu açmıştır. Dijital sanatın geldiği aşama, binlerce yıldır değişmemeden gelmiş olan “doğadan esinlenme” pratiğinin bir adım önüne geçmiş ve sanatçıya “doğadan yöntem ödünç alma” olanağını sunmuştur. Bu çalışma bu cömert hediyenin bir yansımasıdır.

 

Gülfidan ÖzmenZeynep Budak

Night Walk

Işık ve Yansıma

Night Walk, Gülfidan Özmen - Zeynep Budak
Night Walk, Gülfidan Özmen – Zeynep Budak

 

Yaşadığımız şehir İstanbul, pek çok metropolde olduğu gibi bizi de doğadan koparıyor. Farkında olmasak da tabiata ait çok değerli birşey hala hayatımızda, ışık. Işık olmadan varlığımızı, döngüsel ritüellerimizi sürdürmemiz mümkün değil. Bir metropolde ışık, tabiattaki gibi sadece güneşle sınırlı değil. Binalarımızı, sokaklarımızı ve yaşamımızın her anını gece gündüz her daim aydınlatıyoruz. Night Walk isimli eser şehrin geceyle olan ilişkisini bir metropolün akla en çabuk gelen; binalar, yansımalar ve ışık simgeleri üzerinden irdeliyor. Bir mimarın ve bir cam sanatçısının ortak bakış açısıyla…

 

Bilal Yılmaz

Spiral

Işık Enstalasyonu

Spiral, Bilal Yılmaz
Spiral, Bilal Yılmaz

Bir çocukluk hevesi – her çocuğun bir parça ip ya da kabloyla havada spiraller çizdiği dönem. Çocukluğumuzun yaratıcı dünyasında hepimizin bulduğu basit bir heyecan bu. “Spiral” her yaştan insanı çocukluk deneyimlerimizin sadeliği ve yaratıcılığını paylaşmaya teşvik eden büyük ölçekli bir ışık enstalasyonu.

 

Betül Aksu with Squidsoup

In Conversation

Kaydedilen konuşma, LED’ler, elektronik, hoparlörler, yazılım

 

“In Converstion” İstanbul’un dört bir yanındaki konuşmaları temsil ediyor. Yedi yıldan sonra şehri ziyaret ettiği sırada Betül, arkadaşlarıyla konuşmalarını kaydetti. Sonrasında diyalog unsurları bir işlem yazılımı aracılığıyla imgeye dönüştürüldü. Squidsoup’un Ocean of Light Software adlı sarmal ışık teknolojisini kullanan diyalog imgesindeki her piksel bir yandan şehirde gezerken bir yandan sohbet eden iki insanı temsil eden bir ışığa dönüştürüldü. Enstalasyon kaydedilen konuşmaların bir seçkisinin duyulduğu ses düzeneğiyle tamamlandı.

Ethem Cem

Concrete

Görsel/İşitsel Enstalasyon

Concrete, Ethem Cem
Concrete, Ethem Cem

“Concrete” kentleşmeyi ve bu gelişimin zaman ve uzam bağlamında bireyler üzerindeki psikolojik etkisini ele alan görsel-işitsel bir enstalasyon.

Eser brutalist yapıları ve beton dokuları rutin, tekrar ve yabancılaşmanın bir metaforu olarak kullanarak kent yaşamındaki bireylerin psikolojik rahatsızlıklarını görselleştiriyor. Brutalist binalar genelde tekrarlanan modüler unsurların karakteristik bir ifadeye sahip olan ve bütüncül olarak bir araya gelen belirli işlevsel bölgeleri temsil edecek kütleler haline gelmesiyle oluşur. Genelde sosyalist ütopik bir ideolojiyle bağdaştırılan mimari bir felsefe olsa da bildiğiniz üzere ütopyalar kolaylıkla distopyalara dönüşebilir. Bu enstalasyon ziyaretçinin algısına meydan okuyor ve bu geçişi ışık stimülasyonuyla sergiliyor.

 

Deniz Derbent, Hazal Döleneken, Ufuk Barış Mutlu, Ege Selçuk, Meltem Şahin

No. 8

Görsel/İşitsel Enstalasyon

No. 8, Deniz Derbent, Hazal Döleneken, Ufuk Barış Mutlu, Ege Selçuk, Meltem Şahin
No. 8, Deniz Derbent, Hazal Döleneken, Ufuk Barış Mutlu, Ege Selçuk, Meltem Şahin

 

No.8; İstanbul’un kaos yaratan ya da gürültü oluşturan malzemelerinin, kinetik yapılar için tasarlanmış kompozisyonu icra etmesine hazırlanmış bir oda. Rastlantısallığın ve kontrolün aynı anda barındığı şehir yapısından ilham alan oda yerleştirmesi; şehrin köşe ve kenarlarında kalmış gürültü ya da sessizlik oluşturan malzemelerin hareketli mekanik kontrüksiyonlar içindeki dönüşümünü konu alıyor.

Oda içine yerleştirilmiş sekiz konstrüksiyon ve içinde bulunan malzemelerin hareketi insan yapımı bir dünyanın temsili. Formu değişen şehre ayak uydurmaya çalışan mekanizma, hareketin gücünü, gürültü ve müziğin arasındaki paradoksal ilişkiyi, düzenin kaosu karşılamasını ve bu bağlamda sağlanan yeni uyum yaratısını konu alıyor. Tamamiyle notasyona dökülmüş bu hareketlilik ve fiziki kontrüksiyon yapısı, mekanik doğanın belirginleşmesi ile kaos ve şehir yaşamıyla yeni bağlantılar kurmamızı resmediyor.

Kompleks şehir yaşamı içinde var olma mücadelesi veren mekanizma, bütünbu rastlantısallığın yeni bir düzen içinde yer alma çabasının bir ifadesi.