Bugüne kadar deneyimlediğiniz sıradan ses enstalasyonlarını unutun. Nonotak sanatçı ikilisi sizi yepyeni ve masalsı bir yere götürecek.

Geçtiğimiz Mart ayında Sónar İstanbul’a gelenler, Nonotak stüdyonun Shiro adlı ilgi çekici performansını hatırlayacaktır. Fransız illüstratör Noemi Schipfer ve Japon mimar/müzisyen Takami Nakamoto’nun kurduğu sanatsal iş birliği Nonotak ışık ve ses enstalasyonlarıyla izleyiciyi saran, uhrevi, sürükleyici ve masalsı bir atmosfer yaratıyor. Takami Nakamoto’nun mekân ve sese yaklaşımı Noemi Schipfer’in kinetik görsellik deneyimiyle birleşince ortaya kayıtsız kalamayacağınız derecede etkileyici bir iş çıkıyor.

Nonotak’ın hikâyesini merak ediyoruz. İkili ilk kez 2011 yılında, mimarlık şirketi Bigoni-Mortemard’ın siparişiyle Paris’teki bir toplu konutun lobisinde duvar resmi çizmek için bir araya geldi. “Öyle organik bir enerji oluştu ki projenin ilk parçaları oluşmaya başlayana dek fikirler üzerinde birlikte çalışmaya devam ettik.” diyorlar. O günden bu yana da sayısız unutulmaz performansa birlikte imza atmışlar.

Nonotak

Nonotak’ın işleri enstalasyon ve müziği bir araya getiriyor. İkilinin yetenekleriyse birçok alanı kapsıyor; Takami Nakamoto müzik grubu geçmişine sahip ve uzun süredir müzik ve ses manzarasıyla ilgileniyor. “Tasarım, güzel sanatlar ve mimari yönler bir araya gelince işlerimize esas olacak bir ses unsuru ekleme ihtiyacı kendiliğinden ortaya çıktı. Becerilerimiz ve deneyimlerimizi göz önünde bulundurunca, bu deneyimi insanlarla paylaşabileceğimiz en iyi kurulumun bu olduğu fikrine vardık.”

Artık imaj odaklı bir dünyada yaşıyoruz ve görsellik de Nonotak’ın performanslarında baskın bir role sahip. İkiliye göre görsellik yalnızca, dünyanın dört bir yanından çeşitli insanlarla iletişim kurmanın bir yolu. “İnternet iletişimin ve fikir alışverişinin en esaslı merkezi hâline geldi. Deneyimi görsellik aracılığıyla bir şekilde karşı tarafa iletilebilecek ve sonrasında daha fazla insanı çeken bir eser yaratmak olumlu bir eylem.”

Nonotak

Nonotak’ın performansları daima fütüristik bir unsura sahip. Fütürizmin işleriyle ilişkisini merak ediyorum: “Yüzeysel olarak bakacak olursak ilham aldığımız şeyler ve teknolojiyi kullanışımızla şekilleniyor. Daima en yeni ve en iyi teknolojiyle çalışmaya ve kendi amaçlarımıza göre kişiselleştirmeye gayret ediyoruz. Japon tasarımcı Tokujin Yoshioka ve öncü bir görsel ve ses sanatçısı olan Ryoji Ikeda’nın işlerini çok seviyoruz. Ayrıca Victor Vasarely, Julio Le Parc ve Jesus Soto gibi 60’ların kinetik hareketi ve optik sanat alanlarından isimlerden de ilham alıyoruz. Bunlar kendi sınırlarını zorlayan ve tıpkı bizim gibi geleceğe dair işler ortaya koymaya çalışan isimler.”

Dijital bir dönüşümden geçtiğimiz şu dönemde Nonotak bu değişimden mümkün olduğunca fazla beslenmeye çalışıyor. “Bu; kendimizi ifade edebileceğimiz yeni araçların ortaya çıktığı, olumlu bir gelişme.” Yeni tekniklerin, işlerini olumlu bir şekilde etkilediğini düşünüyorlar. Bu gelişim döneminde yaşamaktan biz de büyük heyecan duyuyor ve Nonotak’in yeni performanslarını görüp deneyimlemek için sabırsızlanıyoruz.